liste önerileri adı altında facebook’un sadece iki eski sevgilimi yakın arkadaşlarıma eklememi istemesi hiç hoş değil.
Kendine gel facebook’cuğum ayağını denk al.
liste önerileri adı altında facebook’un sadece iki eski sevgilimi yakın arkadaşlarıma eklememi istemesi hiç hoş değil.
Kendine gel facebook’cuğum ayağını denk al.
İlk defa telefon başında bekliyorum her gelen sese heycanlanıyorum. Garip bi hismiş. Bu kadar salak olabilceğime hiç inanmazdım.
Sınavları boşverdim çok bunalıyorum. Yaz hayalleriyle yaşıyorum artık.
Gerçi onlardan da bi hayır yok.
amaaannn ben kıçımı devirip yatiim en iyisi.
Bana şunların hepsinden birer tane getirene 40 yıl köle olurum.
angrybirds oyuncakları fln yalan gerçekten.
beni farkeden biri olduğunu düşünmüyodum nerden çıktın ya :D
mutluyum hatta 6 aydır başka bi ilişkim var(kendisine deli gibi aşığım). ilk defa ciddi bi ilişki yaşamamdan dolayı üzüntüleride farklı oluyo.
twittera girdim bi süredir mutluluklarım orda artık üzüntülerimi orda paylaşamadığım için buraya kaçıyorum :D
ayrıca sana izmir’li birini bulalım diyen de sensen eğer izmir’in erkeklerini denedim bana göre değil :D
kitaplar, defterler, sınavlar, dersler, gereksiz insanlar, arabamın aralıksız çıkarttığı sorunlar, bunların maliyetini karşılayamıyo olmak… Hepsini geride bırakıyorum. Çok az kaldı.
4 günlüğüne bile olsa yanımda en sevdiğim insan ve Rixos.
Çok ihtiyacım var bu tatile. Kendime gelme, sakinleşme…
Ben insanları bu kadar üzüyorum bi gün biri benim ağzıma sıçcak ki ben sevmeyi öğrenicem, biri beni çok üzücek ki farkına varıcam demiştim.
Hayatta yapmam dediğim şeyleri yapıcam, her şeyi yapıcam ve O öyle bişi yapıcak ki neye uğradığımı şaşırcam demiştim.
Yine haklı çıktım. Teşekkür ederim sevgilim. Kendini sevdirdiğin için, bana kimsenin vurmadığı o ağır darbeyi vurduğun için, güvenimi, inancımı sarstığın için.
Kendime geldim ben.
En kötüsü de acınıcak durumdayım.
Twittera facebooka bakıp bakıp ağlıyorum. bok var sanki.
Uzun süredir hıçkıra hıçkıra ağlamamıştım hiç.
Rahatladım ama. Açıklama yok, trip yok. Sabaha kadar ağlarım geçer. Biraz kendime ihtiyacım varmış.
Kendimi düşünmeyeli ne kadar zaman olmuş. Vücudum sinyal veriyomuş meğer.
Şimdi herkes sik… Neyse sustum.
Bu kadar da basitmiş demek ki ayrı kalmak. Abarttığı gibi değilmiş, o kadar korkunç diilmiş onun içinde. İnanır mıyım ben artık? “Seni seviyorum”a bile inanabilir miyim sanki? “sensiz bi saniye geçiremem” dedikten sonra bu kadar kolay ayrı kalabiliyosa inanabilir miyim?
o kadar gerizekalı olabilir miyim?
Ne dusundun ki? Sen pismansin diye o af mi edicek? Sen kendini paraliyosun diye o unutmaya mi calisicak? Bi sozunden sonra onceden yaptigin onca sey kalir mi onun gozunde sandin? Zaman alicak ama her sey eskisi gibi olucak mi sandin? Onun dedigi gibi BOK OLUR.!
Salaksin gercekten.
İlk iki gün kar yağması huzur veriyo insana ama haftalarca her tarafın beyaz olması, kar yüzünden ulaşımımın engellenmesi, evden çıkamamak sinir bozucu.
sevgilimi istiyorum ben!
Su an deli gibi kar yagiyo, bi karis kar var. Ne bi yol belli disarda ne bi araba. Her yer ayni olmus, bembeyaz hepsi.
Ve aklimda olan tek sey kalin paltolarimiz, berelerimiz, yun eldivenlerimizle sicak cikolatalarimizla avuclarimizi isitirken seninle basbasa karlarin ortasinda oturmak. Her tarafimiz bembeyaz olana, diger her sey gibi karlarin altinda kaybolana kadar sarilmak, konusmak.
Evet tam anlamiyla aklimda ki manzara bu.
Unutmuşum yazmanın nasıl rahatlatabileceğini. Boşalttım kaç aydır içimde biriktirdiğim mutluluklarımı, hüzünlerimi, kızgınlıklarımı, sevinçlerimi.
Çok karışık oldu sildim o ayrı konu.
Ama bakınca farkettim. Ben çocukluğumdan beri kendi masalımda yaşıyomuşum. Mükemmele yakın bir anne, uzun süredir dibimdeyken özlemini çektiğim, büyüdükçe anlaşamadığım bir baba, yan odamda olmasına rağmen yüzünü görmediğim bir abimin bulunduğu küçük ailemde kendi peri masalımı yazıyomuşum. ve tabi ki küçük tatlı masalımda ben küçük bir prenses.
O uyandırdı beni bu tatlı masaldan. İlk defa bana kırılgan bir prensesmişim gibi değil de normal bir insanımışım gibi davranan bir sevgili. Ben ilk defa biri için uğraşmak zorunda kaldım. ilk defa kendimi değilde başkasını düşünerek hareket etmeye çalıştım. Benim için zor oldu ve beklediğim takdiri alamadım ama alıştım. Ben artık o kırılgan tatlı prenses değilim. Ben artık istediğim bazı şeyler için çabalamam gerektiğini, gerçek hayatın beklediğim kadar kolay olmayacağını bilen sıradan biriyim.
Ve O öğretti bana beni gerçekten sevenin bana prenses gibi davranan değilde beni gerçek hayata hazırlayanın olduğunu. Ben ondan sonra farkettim babamın benim için hala küçüklüğümde gözümde büyüttüğüm, kahramanım olarak belirlediğim insan olmadığını. Ben ondan sonra farkettim birbirine bağlı şirin ailemizin aslında annemin bütün çabalarına rağmen nasıl dağılmaya başladığını.
Uyanmak acı veriyo bazen. Hayaller, masallar her zaman daha tatlı geliyo gerçek hayatın getirdiği zorluklardan.
Ben ilk defa kıskandım birini. İlk defa anladım insanların neden çıldırabildiğini. Benim uğrunda çabaladığım, hayatımda ilk defa elimde tutabilmek için uğraştığım, ilk defa kendimden önce tuttuğum insana başkasının göz dikmesi olasılığına dayanamadım bile.
Gerçek hayatta dokunulmaz olduğum bir masaldan daha mutlu olabilceğimi düşünmezdim. Ama artık biliyorum. O yanımdayken üzülmenin bile ayrı bir tadı var. Çünkü her üzüntümün sonunda onun gelip bana sarılması ve içimi ısıtan sesiyle “hepsi geçicek ve ben hep yanında olucam.” demesi var.
Let’s sweet talk.
Let’s play fight.
Let’s talk 7/24.
Let’s tell each other good morning and good night everyday.
Let’s take walks together.
Let’s give each other nicknames.
Let’s hang out with each other’s friends.
Let’s go on dates.
Let’s talk on the phone all night.
Let’s hold each other.
Let’s kiss and hug.
And whoever falls in love first
LOSES.
Her seyim benim o. Her sey onunla daha guzel.
O her seye care. Bir sorunum oldugunda o mutlaka bi caresini bulur.
Oyle diilmis demek ki. Butun sorunlarimi paylasamazmisim, butun acilarima care olamazmis demek ki.
Benim digerlerinden bir suru eksigim oldugu gibi onun da digerlerine gore zayif noktasi buymus demek ki.
Ne hissettigimi bilemiyorum bazen. Emin olamiyorum. Kendimi geride birakilmis gibi hissediyorum.
Bu kadar buyuk birsey bu kadar cabuk tuketilebilir mi ki? Her sey bu kadar ani ve bu kadar farkli yone degisebilir mi? Degisse bile tekrar eski haline doner mi kendiliginden? Donmeli bence. Donucek yani biliyorum.
Aklimi karistiriyo sadece bunun da bi faydasi olmuyo farkindayim.
Eskiden daha cok mu guluyoduk?
Neyse iyi geceler.